Biyografi

Perihan Sözen, Yunanistan’ın Gümülcine kentinde doğdu. Daha bebek iken ailesinin Türkiye’ye göç ederek İstanbul’a yerleşmesiyle, geri kalan hayatına bir göçmen çocuğu olarak vatanında devam etti. Altı yaşlarına geldiğinde hem okula, hem de sanat hayatına başladı. Annesi onu radyodan dinlettiği şarkı ve türkülerle büyütürken, o kulağının sağlamlığı ile bütün şarkıları teyp gibi beynine kaydediyordu. Küçücükken çıktığı bir sinema konserinde yer yerinden oynadı. Altı yaşında ilk defa çıktığı sahnede, ilk söylediği şarkı “Rüzgar kırdı dalımı, ellerin günahı ne” idi. O günden sonra en büyük menajerler peşini bırakmadı ve Perihan Yıldız olarak İstanbul’da en küçük sanatçı olarak çok büyük bir isim yaptı. Okulunun da gözbebeği idi.

Yıldız soyadını ona ilkokulunun müdürü taktı. “Bu çocuk yıldız gibi parlayacak, soyadı Yıldız olsun” demişti. Ta ki assolist olana kadar bu soyadıyla devam etti. Uzun yıllar bağlama üstadı Hayrullah Özden ile sahnede halk müziği çalışmaları da yaptı

Gelen plak teklifleri ile ilk 45 ‘liğini dokuz yaşında doldurdu. Daha sonra birçok 45 lik plaklar yaptı. Orhan Gencebay ve Arif Sağ ile uzun çalışmaları oldu. Bu değerli sanatçıların eşliğinde de Türk halk müziği plakları yaptı.

Birkaç sene o günün modasına uyarak hafif batı müziği çalışmaları yapsa da bütün ruhunu kaplayan, babasının o güzel sesiyle evde söylediği Türk sanat musikisine olan aşkıyla yanıp tutuşuyordu.

Bir gün kuliste tanıştığı ses sanatçısı ve bestekâr Alaaddin Şensoy’a “ben Türk sanat müziğini çok iyi öğrenmek istiyorum, siz bana nasıl yardımcı olursunuz” dedi. “Gel kızım ben seni Emin Ongan hocaya götüreyim o sana yol gösterir” dedi ve elinden tuttuğu gibi İstanbul radyosuna götürdü. Emin Ongan Perihan’ın sesini dinler dinlemez “hemen Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne geliyorsun, ben senin hocan olacağım, hiç vakit geçirme” deyince Perihan Sözen’in Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne kaydı hemen ertesi gün yapılmıştı.

Kısa zaman içinde Emin Ongan’ın gözde talebelerinin arasına girmeyi başardı ve ondan öğrendiği musikinin incelikleriyle Taksim Belediye Gazinosu’ndan gelen assolistlik teklifiyle karşılaştı.

1977 yılında, 21 yaşında Taksim Belediye gazinosunun assolisti olmuştu. Televizyon programları, gazino teklifleri, kaset teklifleri arka arkaya geliyordu. Perihan Sözen bu arada İrfan Özbakır, Avni Anıl, Ercüment Batanay, Selahattin İnal, Yusuf Nalkesen, Şekip Ayhan Özışık gibi bir çok hoca ve bestekarla da musiki çalışmalarına devam ediyordu.

TRT Televizyonu ve radyolarında yaptığı programlarla halkın büyük sempatisini kazandı. Herkes tarafından sevildi. Sanatıyla kendine sağlam bir yer edindi. Basında hanımefendi sanatçı ünvanıyla yer aldı.

Bir ara küsüp müziği bıraksa da sevenleri onu bırakmadı ve “Önce Sen Unut” albümüyle tekrar müzik camiasına döndü. Arkasından birkaç albüm daha yaptı. Halen müzik çalışmalarına devam ediyor, besteler yapıyor, şarkı sözleri yazıyor.

2000 yılında anne ve babasının hastalığı sebebiyle sahnelerden uzaklaşsa da kendisini sanatın başka dalı olan resim yapmaya yöneltti ve sadece içgüdüsel olarak yaptığı yağlıboya tabloları büyük beğeni kazandı.

Perihan Sözen şimdi, iki senedir uğraştığı, Yunanistan’daki Türklerin geçmişte yaşadıkları zorlukları anlatan, “Yunanistan uzakta kaldı” isimli yazdığı romanla, sevenlerinin karşısına çıkmayı sabırsızlıkla bekliyor...